TDK tanımlaması Olguculuk’tur.

Latince; Poz vermek, biriktirmek anlamına gelen Ponere’den türemiştir.

Fransızca; “gerçek, olgu, kesin, kanıtlanmış, olumlu” anlamlarına gelen positif kelimesinden türetilmiştir.

En basit anlatımıyla Pozitivizm; gerçek bilgiye ulaşmanın tek yolu duyular aracılığıyla elde edilen ve varlığı kanıtlanmış şey.

Pozitivizm; insan bilgisine ulaşmanın tek geçerli yolunun ampirik bilim olduğu ve gözlenebilir olgular ve bu olgular arasındaki ilişkiler dışında hiçbir şeyin bilgisine sahip olamayacağımız şeklindeki felsefi görüştür.

Pozitivizm, 19. yüzyılın ortalarında Fransa’da ortaya çıkan bir felsefi, sosyolojik ve politik düşünce akımıdır. Pozitivizmin ana fikri, bilimsel bilginin tek gerçek bilgi olarak kabul edilmesi gerektiğiydi.

1829 yazında “pozitivizm” kelimesini kullanmış olan Saint-Simon’un müridi Saint-Amand Bazard’dan almış olabilir. Bu terimi ilk kez Saint-Simon kullansa da sistematikleştiren Auguste Comte olmuştur.

 “Pozitif” terimi ilk olarak Auguste Comte tarafından 1855’te yazılan “Muhafazakarlara Çağrı”  kitabında yer almıştır. Auguste Comte, Aydınlanma’nın negatif ve yıkıcı felsefesiyle savaşmak için “pozitivizm” bilimsel görüşü geliştirmiştir.

Pozitif zihin, teolojik inançların ve metafizik açıklamaların yerini almak için bilimsel model üzerinde yasalar oluşturmaya yöneliktir. Olayların incelenmesi, varlıkların ve özün incelenmesinden önce gelir. Bilim, anlam ve mutlak arayışı olan şeylerin “neden” sorusunu bırakıp, doğa yasalarını tarif etmek, topluma faydalı olmak için “nasıl”a odaklanmak zorundadır.

Pozitivizmin özellikleri;

  • Bilimsel gerçekliği sadece gözlenebilir olgular sahiptir.
  • Öznel duygulara ve yorumlara yer yoktur.
  • Doğru olan değil, gerçek olan aranır.
  • Bilime ve ampirik deneyimlere dayanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir