Pepuk Kuşu (Guguk Kuşu)

Erzincan-Dersim yöresinde yaşanıldığına inanılan bir efsanedir. Her bahar kengerin bitmesiyle beraber pepuk kuşunun acılı sesi  yankılanır dağlarda. Bu acılı sesin hikayesini gelin birlikte okuyalım..

“Munzur Dağı eteklerinde küçük bir dağ köyünde anne baba ile iki çocuğu varmış. Aile, herkesi imrendirecek derecede, toprak damlı evlerine sığdırdıkları mutluluk ve sevinç içerisinde neşeyle yaşarmış. Oturdukları köyde gayet sevilen iki güzel çocukları cıvıl cıvıl kuş sesleri, kuzu meleyişleri, dere çağlayışları arasında mavi ve yeşilin alabildiğine uzandığı yüksek yaylaların güzelliği içinde, boylu boyunca dağların eteklerinde bulunan ağaçların gölgeleri ve serinliğinde güle oynaya büyümüşler.

Bu çocukların mutuluğu annelerin aniden rahatsızlanıp ölmesiyle sona ermiş. Annelerinin yokluğu, evin tüm neşesini, huzurunu, mutluluğunu üzüntüye çevirip yok etmiş. Evin üstüne çöken matem bir daha kalkmamış.

Bir müddet sonra evdeki işleri yapacak kimse olmadığı için babaları yeniden evlenmek zorunda kalmış. Çocuğu olmayan üvey anne bunun acısını evdeki çocuklardan çıkarmaya başlamış. Fırsat buldukça çocuklara kötülük eder, elinden gelen her zulmü yapmaktan geri durmazmış.

Hele babaları evden çıkınca vay haline çocukların, onlara türlü türlü eziyetler eder, rahat yüzü göstermezmiş. Gece gündüz çalıştırdığı yetmezmiş gibi birde üstüne çocukları dövüp kimseye anlatmamaları için de korkuturmuş. Çocuklar bütün bu kötülüklere rağmen yine de babaları üvey annelerinin yaptıklarına inanmaz diye çaresiz her eziyete katlanarak yaşamlarını sürdürmeye çalışırlarmış.

Babalarının yine evde olmadığı bir bahar günü, üvey anneleri iki kardeşe torba, bıçak ve çapa vererek, dağa kenger toplamaya göndermiş. İki kardeş sabah erkenden evden ayrılarak kenger toplamak için dağın yolunu tutmuşlar.  Toplanan kengerler küçük kardeşin sırtındaki torbaya konulurmuş. Karınları bir süre sonra acıkan çocuklar birer tane kenger soyup yemişler. Hava kararmaya başlayıncaya kadar kenger toplamış, artık köye dönmek üzereyken abla kardeşinin sırtında taşıdığı torbanın dolup dolmadığını anlamak için torbayı kardeşinin sırtından yere indirmiş. Ne görsün, torbada bir tek kenger yok. Sinirle, “Sabahtan beri topladığımız kengerleri gizli gizli yedin değil mi? Biz şimdi eve nasıl döneriz? Üvey annemiz bizi öldürür!” diyerek kardeşine çıkışmış.

Kardeşi ise “Hayır abla, bana yemem için verdiğin bir tek kengerin dışında yemin olsun ki yemedim!” demiş. Ancak ablasını bir türlü inandıramamış. Abla, üvey annenin korkusu ile sinir krizi geçirip saçını başını yolmaya başlamış. Erkek kardeşi, “Abla eğer hâlâ bana inanmıyorsan istersen karnımı aç da bak! demiş. Ablası almış bıçağı kardeşinin karnını yarmış bakmış ki kendisinin verdiği bir kengerin dışında midesi bomboş, kengerleri o yememiş! Doğru söylediğine inandığı kardeşinin karnını dikmeye çalışmışsa da kardeşi oracıkta ölmüş.

Gidip torbaya tekrar bakmış ki torbanın dibi delik ve sabahtan bu yana topladıkları kengerler o delikten dökülmüş. Meğer üvey anneleri onlara bilerek dibi delik torbayı vermiş.

Kardeşine inanmamakla hata yapıp onun ölümüne sebep olan abla, bu acı ve vicdan azabıyla neye uğradığını şaşırmış ve orada bulunan pınarın suyuyla, kanlar içinde yatan kardeşini yıkayıp ağlaya ağlaya gömüvermiş. Mezarın yeri belli olsun diye de başvucuna bir fidan dikmiş.

Genç kızın parça parça olmuş yüreği, vicdan azabıyla kavrulmış, yanmış, tutuşmuş. Kardeşine inanmayıp onun ölümüne sebep olan abla, bu acıyla Allah’a içten yalvaramaya, dua etmeye başlamış. “Allahım, beni pepuk kuşu yap bu dağlara sal ki dünya döndükçe dağlardan dağlara kardeşim diye seslenip durayım!…

Efsane bu ya o gece kızın dileği kabul olmuş. Genç kız o gece pepuk kuşu olmuş ve gidip kardeşinin başucundaki ağaca konup kardeşi için seslenip durmuş. Ve iste o gün bugündür bu kız, pepuk kuşu olarak dağlarda dolaşıp, kardeşini öldürdüğü için herkese kendini ihbar eder durur.

Her bahar mevsimi kengerin yerden bitmesi ile beraber pepuk kuşunun acıklı ötüşü de başlar.

Efsaneye göre Pepuk kuşunun ötüşünde şu sözler saklıdır..

Zazaca

“Phepu”

“Kheku”

“Kam kerd”

“Mı kerd”

“Kam kişt” (çişt)

“Mı kişt” (çişt)

“Kam şüt”

“Mı şüt”

“Ax! Ax! Ax!”

Türkçe

“Pepuu”

“Kekuu” (baba)

“Kim yaptı?”

“Ben yaptım”

“Kim öldürdü?”

“Ben öldürdüm”

“Kim yıkadı?”

“Ben yıkadım”

“Vah! Vah! Vah!”

Hikaye;Hüseyin Cengiz, Yalnızlığın Başkenti

One Reply to “Pepuk Kuşu (Guguk Kuşu); Kardeş Acısı”

  • Saniye Taş
    Saniye Taş
    Reply

    Çok güzel di

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir